Almanya’nın başkenti ve en büyük şehri Berlin’dir. Almanya yazımda bu ülkenin on altı eyaletten oluştuğundan bahsetmiştim. Berlin şehri de Berlin eyaletinde bulunmaktadır. Almanya, Türkiye’ye kıyasla kuzeyde kaldığından, hava koşulları da Türkiye’ye göre daha zorludur. O yüzden Orta Avrupa’da yer alan bu şehre sizde benim gibi kışın gidecekseniz öncelikle Berlin’de bulunacağınız günlerdeki hava durumunu kontrol edip, sonra da Berlin’in soğuğuna hazırlıklı olabilmek adına, yanınıza en kalın giysilerinizi almanızı öneririm.
Almanya dendiğinde ilk olarak akla Berlin şehri gelmektedir. Burası yıllardır Türkiye’den çok fazla göç aldığından “Avrupa’nın Türkiye Ayağı” olarak bilinmektedir. Berlin eyaletinin sembolü ayıdır(Berliner Bär).

Şehri batı ve doğu yakalarında uzun yıllardır farklı renklerde ampuller kullanıldığından şehre gece kuş bakışı bakıldığında, Doğu ve Batı Berlin’i ayırt etmek oldukça kolay oluyor. Doğu tarafında sarı ampuller kullanırken, Batı Berlin’de ise florasan kullanılmış. Bu güzel şehir, hem tarih hem sanat hem de keşfedilmeyi bekleyen sokak ve müzeleri ile kesinlikle görülmeye değer bir yer. Ayrıca metro ağı çok kullanışlı dizayn edildiğinden şehir içi ulaşımda oldukça rahat edeceksiniz. Şehrin neredeyse her noktasına metroyla kolaylıkla ulaşım sağlanabilmesi gezim esnasında oldukça avantaj sağladı. Eğer bu şehri turla değil de kendiniz gezip keşfetmek istiyorsanız daha önceki yazılarımda da belirtiğim gibi bu şehre indiğinizde de Tourism Information noktalarından ücretsiz olan şehir haritalarından almanızı tavsiye ederim. Hem şehir haritası hem de metro haritası çok işinize yarayacaktır. Berlin bölgelere ayrılmış olduğundan, şehirde gezilecek yerlerden bahsetmeden önce bölgelerden bahsetmek istiyorum.
Mitte: Bu bölge, turistik yerlere yakın, Berlin’in merkezi kabul edilen en büyük bölge. Burada bir çok restoran ve cafe bulunuyor. Ayrıca alışveriş yapmak isterseniz de birçok mağaza var. Bu civarda konaklamak isterseniz fiyatların diğer bölgelere kıyasla daha pahalı olduğunu bilmelisiniz.
Charlottenburg: Alman İmparatorlarının kullandığı Charlottenburg Sarayı, Berlin’in ana alışveriş caddelerinden biri olan Kurfürstendamm Caddesi ve Kaiser Wilhelm Kilisesi bu bölgede yer alıyor.
Kreuzberg: Bu bölgede yoğunlukla Türkler yaşıyor. Tabelalarıyla, parktan gelen çocuk sesleriyle, dönercileriyle adeta küçük bir Türkiye olan bu enteresan bölgeyi gezmenizi öneririm. Ayrıca son dönemlerde gece hayatı bakımından da hareketlenmiş bir bölgedir.
Friedrichshain: Bu semt Kreuzberg bölgesiyle neredeyse iç içe olduğu için son yıllarda Kreuzberg-Friedrichsain bölgesi olarak geçiyor. Friedrichsain’de de Kreuzberg bölgesindeki gibi popüler gece mekanları, üçüncü nesil kahveciler ve restoranlar bulunuyor. (Merak edenler için not:meşhur Berghain de burada :)) Berlin Duvarı’da Spree Nehri’nin diğer tarafında kalan bu bölgede bulunmakta. Bu bölgeye Kreuzberg tarafından gelip meşhur Oberbaumbrücke Köprüsü üzerinden geçmenizi tavsiye ederim. Ayrıca sokak sanatı ilginizi çekiyorsa özellikle Neue Heimat civarına gitmenizi öneririm.
Neukölln: Bu bölge hem gece hayatı hem popüler mekanları hem de Türk nüfusun yoğun olması bakımından Kreuzberg’e çok benziyor.Gece hayatının, popüler mekanların yoğunlaştığı bir bölge.
Prenzlauer Berg: Burası da son zamanlarda yaygınlaşan üçüncü nesil kahveciler ve barlarıyla popüler bir bölge haline gelmiş olmasına rağmen diğer bölgelere kıyasla daha sakin.
Berlin gezime burada bulunan iki havaalnından biri olan Berlin Tegel Otto Lilienthal Havalimanı’na inerek başladım. Çok büyük bir şehir olan Berlin’de çok sayıda gezilecek ve görülecek yer var. Ancak turistik yerler Eski Şehir kısmında birbirine yakın şekilde konumlanmış. Berlin’de görülmesi gereken yerler:

Reichstag: Almanya‘nın Parlamento Binası olan bu yapıyı Reichstag yangını ile de duymuş olabilirsiniz. Buraya U Bahn’dan Brandenburger Tor ya da Bundestag durağında inerek ulaşabilirsiniz.Bina, 1999 yılında Sir Norman Foster tarafından restore edilirken tepesine burayı daha da meşhur hale getiren cam kubbe eklenmiş. Tam anlamıyla bir mühendislik harikası olarak bilinen cam kubbeye vuran ışığı parlamento salonuna yansıtıp aydınlatması için farklı açılarla yerleştirilen aynalarıyla, üzerine inen yağmur suyunu kullanmak için oluşturdukları arıtma sistemiyle ve elektrik elde etmek için üzerine yerleştirdikleri güneş panelleriyle de çok amaçlı bir bina olarak kullanılıyor. 08:00-00:00 saatleri arasında ziyarete açık olan ve en son girişin saat 22:00’de yapılabildiği binaya giriş ücretsiz.
Cam kubbeye çıkarken o an bulunduğunuz noktayı algılayıp o an karşınızda gördüğünüz Berlin manzarasını detaylı bir şekilde tarif eden ve Türkçe dil seçeneği de bulunan audio guide’lardan mutlaka almalısınız. Binanın tepesinde 09:30-16:30, 18:30-24:00 saatleri arasında açık olan bir restoran bulunuyor. Şehrin panoramik manzarası eşliğinde bir şeyler atıştırmak ya da akşam içkisi içmek isterseniz rezervasyon yaptırabilirsiniz. Brandenburg Tor’a oldukça yakın olan bu binanın tarihinde övülen ilginç durumlardan biri de Hitler’in bu binaya hiç ayak basmamış olmasıymış.
Brandenburger Tor (Brandenburg Kapısı) : Berlin’in ve hatta ülkenin

en önemli sembolü. 1788-1791 yılları arasında yapılan kapının bir tarafında yürüyüş için ideal olan ana cadde Unter den Linden, diğer yanında ise şehrin en büyük ve güzel parkı olan Tiergarten bulunuyor. Kapının üzerinde bulunan Mahşerin Dört Atlısını temsil eden heykelin ilginç bir hikayesi var; Napolyon Berlin’i işgal ettiğinde kapının tamamını söküp götürmek istemişse de bu mümkün olmayınca tepesindeki bronz heykeli almış. Daha sonra Almanya Fransa’yı işgal edince heykel geri alınıp yerine takılmış. Bu kapının bulunduğu yerde bir çok etkinlik ve kutlamalar yapılıyor. Ayrıca yolunuz düşerse gece ışıklandırılmış halini de görmenizi tavsiye ederim

Einstein Kaffee: Berlin’de birkaç yerde karşılaşabileceğiniz bir cafe zinciri. Buranın özelliği, Berlin gezimden önce yaptığım araştırmalarda ısrarla kahvaltılarının çok lezzetli olduğundan bahsedildiği bir çok yazı okumuş olmamdı.(Muhtemelen sizde duymuşsunuzdur.) Hevesle mekanı bulup kahvaltı için girdiğimde hayal kırıklığına uğradım. Burayı neden herkesin öve öve anlattığını anlamadım doğrusu. Brandenburger Tor’un yakınında bulunan bu cafenin tek özelliği kruvasan ve kahvenin diğer yerlere göre uygun fiyatlı olması diye düşünüyorum.

Holocaust Mahnmal(Denkmal für die Ermordeten Juden Europas,Berlin Genocide Monument,Yahudi Soykırım Anıtı): Holokost’da hayatlarını kaybeden yaklaşık 6 milyon Yahudiye adanmış, katliamın büyüklüğünü vurgulamak amacıyla büyük bir alana yayılmış, beton bloklardan oluşan etkileyici bir anıt mezar.

Beton kütlelerin üzerinde Talmud’un birer sayfası yer alıyor. Anıt mezarın tasarımcısı mimar Peter Eisenman bu tasarımı ile rahatsız edici ve kafa karıştırıcı bir ortam yaratmayı amaçlamış. Ayrıca yer altında ücretsiz Soykırım Müzesi de bulunuyor. Brandenburger Tor ve Reichstag yakınlarındaki bu yere U-Bahn’dan Brandenburger Tor durağında inerek ulaşabilirsiniz.
Berliner Mauer(Berlin Duvarı Anıtı): 1961’den 1990’a kadar (Komünist) Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmış olan kenti ikiye bölen duvara (Berlin Duvarı) sonradan “utanç duvarı” adı da verilmiştir. Daha sonra duvar yıkılmış. Checkpoint Charlie’nin önündeki dört yoldan aşağı doğru ilerlerseniz Nazi Kampı ve Berlin Duvarı kalıntılarının bulunduğu utanç abidelerinin yanına ulaşırsınız ve Berlin Duvarı Müzesini ziyaret edebilirsiniz. Berlin Duvarı’nın uzun bir kalıntısı kentin doğusunda, Spree Nehri boyunca görülebilir. Martin-Gropius-Bau Museum’un yanında da kalıntılar var. İki küçük Berlin Duvarı parçası ise Potsdamer Platz’da ve yakınlarındaki Ebertstrasse ile Bellevuestrasse caddelerinin kesiştiği köşede bulunuyor.


East Side Gallery: Berlin Duvarı’nın 1989 yılında yıkılması kararı alındıktan sonra, 1990-1991 yıllarında 100’ün üzerinde sanatçı duvarın yaklaşık 1,4 kmlik kalan kısmının üzerine duvar resimleri çalışmış. Çok etkileyici bir yer.

Berliner Fernsehturm (TV Kulesi): Alexanderplatz Meydanı’ndaki 368 metrelik Kule, Almanya’nın en yüksek yapısı ve Berlin’in sembollerinden biri. Yukarıya çıkıp şehre tepeden bakmak isterseniz tam bilet ücreti 13.5 Euro. Gözlem katındaki pencerelerin önlerinde, bakmakta olduğunuz yöndeki semt ve yapılar hakkında Almanca ve İngilizce bilgiler yazıyor. Gece çıkmanızı ve şehri seyretmenizi öneririm. Tepede 30 dakikada 360 derece dönen bir restoran da var.Akşam en son asansör 23:00’te çıkıyor.
Berlin Zoo(Hayvanat Bahçesi ,Zoologischer Garten): Şehrin ortasında bulunuyor. Dünya’da en çok türü doğal şartlarına yakın barındıran hayvanat bahçesi olarak biliniyor. U-Bahn S5, S7, S75 metro hatları kullanılarak ulaşım sağlanabilir.Tam giriş bilet fiyatı 13 Euro, Öğrenci 10 Euro. Burada Berlin Zoo dahilinde akvaryumda var; Aquarium Budapester Strasse’de bulunuyor. Bilet ücretleri aynı, hayvanat bahçesi ile birlikte kombine tam bilet daha avantajlı 16.75 Euro.

Tiergarten: Berlin’de büyük bir alanı kaplayan bu güzel Park’a birçok noktadan giriş yapabilirsiniz. Gezmekten yorulduysanız şehrin en büyük Parkı olan bu Parkta dinlenebilir veya arkadaşlarınızla çimlere yayılıp keyif yapabilirsiniz.
Alexanderplatz Meydanı: Burada yaşayanların buluşma noktalarından biri olan bu meydan, yerlilerin deyimiyle “Alex”, Mitte bölgesinde bulunuyor. Meydan, çeşitli festivallere ev sahipliği yapıyor. Bu civarda Berlin’e özgü “Currywurst” atıştırabileceğiniz sokak satıcıları ve dükkanlar var. Şehrin popüler alışveriş merkezlerinden biri olan Alexa bu civarda bulunuyor.
Alexa: Burası 21.00’e kadar açık olan içinde 200’e yakın mağazanın bulunduğu büyük bir alışveriş merkezi.
Rotes Rathaus(Berlin City Hall): Alexanderplatz’dan Müzeler Adası’na doğru yürürken karşılaşacağınız Belediye Binası bir Rönesans dönemi yapısı.
Neptünbrunnen(Neptün Çeşmesi): Belediye Binasının tam karşısında mimari açıdan Roma çeşmelerini aratmayan güzellikteki çeşme, Roma Tanrısı Neptün’e adanmış. Çeşmenin etrafındaki kadın heykeller Prusya’nın dört büyük ırmağını temsil ediyor.
Berliner Dom (Berlin Katedrali): Belediye Binasının çapraz karşısında, Müzeler Adası’nın yakınında, kanalın kıyısında bulunan Berlin’in Meşhur Katedrali, bir Protestan kilisesi. İkinci Dünya Savaşında ağır hasar alan bina yirminci yüzyılın başında tamamlanmış. Avrupa başkentlerinde görebileceğiniz en etkileyici katedrallerden biri olan yapının her yönünde bir hikayeyi anlatan heykeller var. Vaktiniz varsa içine girmenizi ve Berlin manzarası izlemek isterseniz tepeye çıkmanızı tavsiye ederim. 09.00-20:00 arası açık olan Katedral’e giriş ücreti 8 Euro.

Gendarmenmarkt : Şehir merkezinde ve Berliner Dom ile Französischer Dom(Fransız Katedrali) arasındaki Meydan. Meydanın diğer iki tarafından birinde cadde, diğerinde ise Konzerthaus(konser salonu) var. Burada “Bistro am Gendarmenmarkt” adlı mekana gitmenizi tavsiye ederim. Retro tarzda olması ayrı bir hava katmış; içerisi çok hoş ve yemekleri çok güzel. Mum ışığında bir şarap içmek isterseniz de tavsiye ederim.

Museumsinsel(Müzeler Adası): Berliner Dom’un yanından başlayarak etrafı kanallarla çevrili ada, Spree Nehri üzerinde bulunuyor. Sanat açısından oldukça önemli Müzeler’in merkezde ve bir arada olması gezmeyi kolaylaştırıyor. Beş adet Müze bulunuyor. Bunlar;
Bode Museum(Kaiser Friedrich Museum): Bizans dönemine ait sanat eserleri ve heykeller sergileniyor.
Neues Museum(Yeni Müze): Mısır tarihi, papirusler, Truva hazinelerinin bir kısmı ve tarih öncesi döneme ait eserler bulunuyor.
Alte Nationalgalerie(Eski Ulusal Galeri): 19. yüzyıl Alman sanat eserleri sergileniyor.
Altes Museum(Eski Müze): Antik Yunan ve Roma döneminde ait sanat eserleri görebileceğiniz bir Müze.
Pergamon Museum(Bergama Müzesi): Adanın en çok ilgi çeken müzelerinden biri olan bu Müze, üç bölümden oluşuyor. Bunlar; Klasik Antik Çağlar Koleksiyonu, Eski Yakın Doğu Müzesi ve İslam Sanatı Müzesi. Yapının içinde beş kat merdivenden çıktıktan sonra duvar kağıdı olarak kabartmalı bir şekilde Antik Bergama Şehri’nin resimlerinin kullanıldığı yerde, sesler ve ışık oyunları sayesinde kendinizi adeta Antik Bergama şehrinin içindeki günlük yaşamda hissediyorsunuz. Müze içinden ücretsiz temin edebileceğiniz, içinde Türkçe dil seçeneğinin de bulunduğu audio guide’lardan birini alarak, eserler hakkında bilgi edinebilirsiniz. Ana binada, dünyaca meşhur ve oldukça etkileyici “Zeus Altarı” var. Sanat tarihinin ilk ve en önemli yapıtları arasında sayılan Zeus Altarı’nın en önemli noktası, Tanrıların karıştığı savaşın anlatıldığı mermer süslemeleriymiş. Zeus Altarı’ndan hemen sonra tarihi Milet Şehri’nin liman tarafından girişinde yer alan görkemli bir eser olan “Milet Kapısı”nı görmelisiniz. Müzeler adasındaki müzelerin ortalama giriş ücretleri 20 Euro civarında. Ama müzelerin birkaçına girmek gibi bir niyetiniz ve vaktiniz varsa 24 Euro’ya bir “Museum Pass” almanız daha mantıklı olabilir. Hem girişlerde sıra beklemezsiniz hemde uygun fiyata gezmiş olursunuz. Bu Pass ile Museum Island’da bulunan müzelere ve Yahudi Müzesi gibi başka birçok müzeye de ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Ayrıca bu müzelere internetten randevu almak mümkün olduğu gibi, birine girmeden önce diğerinden randevu alıp kuyruklardaki vakit kaybının önüne geçilebilir. Berlin Pass:Deneyimlerime ve kıyaslamalarıma göre kesinlikle daha karlı oluyor, üstelik ulaşımı da kapsıyor ki metro ağı çok gelişmiş olan bu şehirde ulaşımda en çok metro kullanılıyor. İki günlüğü 74 Euro, üç günlüğü 89 Euro olan Pass’i internetten satın almanız size kolaylık sağlayacaktır. Berlin’e gittiğinizde görmeniz gereken yerlerden biri olan Ku’damm’da bulunan Hard Rock Cafe’ye uğrayarak Pass’ınızı buradan temin edebilirsiniz.
Friedrichstrasse: S-bahn ‘dan Friedrichstrasse durağında inerek ulaşabileceğiniz bu bölgenin bir ucu Chechpoint Charlie’ye, diğer ucu Unter den Linden’e uzanıyor. Bu caddede alışveriş yapabileceğiniz bir çok mağaza ve Paris’te de bulunan ünlü Galeries Lafayette bulunuyor.

Checkpoint Charlie: Berlin’in en turistik yerlerinden biri olan bu yerin adı “C Kontrol Noktası” anlamına geliyormuş. Savaş dönemi filmlerinde de gördüğümüz bu kontrol noktası, ilk olarak Rusya ile Amerika’nın bölgesini birbirinden ayırırken daha sonra Doğu Almanya ile Batı Almanya’nın birbirinden ayrıldığı yer olmuş. U-bahn’dan Stadtmitte durağında inerek ulaşım sağlayabilirsiniz. Tarihi kontrol noktasını görüp eski Doğu Alman askerleri ile fotoğraf çektirebilirsiniz.
Mauermuseum(Haus am Checkpoint Charlie, Checkpoint Charlie Museum): Doğu Berlin ile Batı Berlin arasındaki en önemli sınır kontrol noktası ve Müzesi Friedrichstrrasse de yer alıyor. Müzeye giriş ücreti 12.5 Euro, öğrenci için 9.5 Euro. Müze’de savaş döneminde kaçmak için kullanılan tekniklere ve savaşa dair görseller var. Buraya gitmek için Stadtmitte durağında inebilirsiniz.

Potsdamer Platz(Potsdam Meydanı): Berlin Duvarı’ndan kısa bir yürüyüşle ulaşılabilen, Berlin’in en ünlü meydanlarından biri olan bu Meydan’a ulaştığınızda siz de göreceksiniz ki burası adeta yeni ve modern Almanya’nın bir güç gösterisi. Etrafta modern sanat akımlarına göre dizayn edilmiş binalar göze çarpıyor. Burada sokak performanslarına ve çeşitli açık alan sergilerine rastlayabilirsiniz. Berlin Duvarı’ndan kalan birkaç parça da bu Meydan’da bulunuyor. Hatta bir tanesinin üstüne geleneksel olarak sakız yapıştırılıyor(giderken sakızınızı almayı unutmayın:)) Ünlü Sony Center burada; birçok restoranı, ve Film Müzesi’ni de barındıran, enteresan bir yapı. Gece geç saate kadar da açık olduğundan bir akşamınızı burada geçirmeyi düşünebilirsiniz. 10:00-18:00 saatleri arası açık olan Film Müzesi giriş ücreti 7 Euro.
Burada öğrendiğim ilginç bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Avrupa’nın ilk trafik ışıkları Potsdamer Platz’daki ışıklarmış.
Hitler’in Sığınağı: Yahudi Soykırım Anıtı’nın biraz ilerisinde Hitlerin “Kurt ini” olarak adlandırılan, Hitler’in ölmeden önce içinde saklandığı sığınağı var. Yer altındaki çok büyük bir alandan savaşı yöneten Hitler, Berlin’in düşüşünün ardından sığınağın kapısının önünde intihar etmiş.Sığınağın olduğu yerde evler ve otopark görünce şaşırmayın. Neo Naziler burayı kutsal bir alana çevirmesin diye böyle yapmışlar.
Almanya bulunup Adolf Hitler’den bahsetmemek olmaz: Almanlar Hitler konusunu açmaktan haklı olarak pek de hoşlanmıyorlar. Siz de fark edeceksiniz ki, Berlin’de Hitler ile ilgili herhangi bir şey ile karşılaşmanız oldukça güç. Sizlere tavsiyem, gitmeden önce dönemle ilgili bir kitap okumalısınız ya da film izleyip bilgi sahibi olmalısınız.
Ka De We(Kaufhaus des Westens): Burası Berlin’in en pahalı, en ünlü mağazalarının bulunduğu alışveriş merkezi.
Berlin’de birçok müze bulunuyor. Müzeler hakkında aşağıda paylaşacağım bilgiler doğrultusunda siz de ilgi alanınıza göre gezmek istediğiniz müzeyi tercih edebilirsiniz. (Not: Bir çok müze pazartesi günleri kapalı oluyor.)
Museen Dahlem(Avrupa Kültürleri Müzesi): Avrupa’nın en büyüğü olan Müze, Amerika’nın keşfi öncesi arkeoloji eserlerini içeren Etnoloji Müzesi ve Asya Sanat Müzesi olmak üzere iki büyük müzeyi barındırıyor.
Deutsches Historisches Museum(Alman Tarih Müzesi): Mitte bölgesindeki Unter den Linden Caddesi’nde yer alan tarih öncesinden bugünkü Almanya tarihine kadar eserlerin sergilendiği müzeye U2 metro hattının Hausvogteiplatz durağında inerek ulaşabilirsiniz. Müzeye girişler ücretli olup; tam bilet 8 Euro, indirimli 4 Euro.
Hamburger Bahnhof Museum für Gegenwart(Almanya Modern Sanat Müzesi): Eski tren istasyonu binasında bulunan müzede 1960’lı yıllardan sonrasına ait sanat eserleri sergileniyor. U55 metro, S5 ve S7 tren hatlarının Berlin Hauptbahnhof durağında bulunuyor.
Berlinische Galerie: Modern sanat eserleri sergilenen kent müzesi Yahudi Müzesi’nin yakınındadır.
Deutsches Technikmuseum: Buharlı trenler, buharlı makineler, uçaklar, gemiler, denizcilik ile ilgili olan bu müzeye U12 veya U2 metrosunun Gleisdreieck durağında inerek ulaşabilirsiniz.
Topography of Terror: Nazı rejimi tarafından uygulanan terörü anlatan açık hava müzesi. Giriş ücretsiz olan bu Müze’ye U6 metrosunun Kochstrasse durağında, veya U2 hattından Potsdamer Platz durağında inerek gidebilirsiniz.
DDR Museum(Doğu Almanya Müzesi): Eski Demokratik Alman Cumhuriyeti’ndeki günlük yaşamın interaktif biçimde sergilendiği Müze, Berliner Dom’un karşısında ve cumartesi 10:00-22:00, diğer günler 10:00-20:00 saatleri arası açık. Giriş ücretli(7 Euro).
Kurfürstendamm: Burası Berlin’in en güzel ve büyük caddelerinden. Yerel halk buraya “Ku’damm” diyor. Üzerinde ve civarında Urban Outfitters, Hard Rock Cafe, Jack Wolfskin, Forever 21 gibi bir çok yer olduğundan alışveriş yapmak istiyorsanız burayı dolaşmanızı öneririm.
Kaiser Wilhelm Gedächtniskirche(Yıkık Kilise): Ku’damm da bulunan bu Kilise, İkinci Dünya Savaşı’nda büyük zarar görmüş ve günümüzde hala restorasyonu tamamlanmamıştır.
Sachsenhausen(Nazi Toplama Kampı Müzesi): 1936-1945 arasında Nazi kamplarının idari merkezi olarak kullanılan yerde patoloji laboratuvarı ve gaz odası da bulunuyor. Berlin’e yaklaşık 35 kilometre mesafedeki Oranienburg’da yer alan müzeye giriş ücretsiz. Buraya gelmek için S-Bahn kullanırsanız Oranienburg durağında inmeniz gerekiyor. Bu noktadan Sachenhausen’e ulaşmak için ya otobüse binmeniz ya da 1,7 km civarında bir yol yürümeniz gerekiyor.Tren Berlin merkezinden yaklaşık 45 dakika sürüyor. Burada birkaç saat de geçireceğinizi de düşünerek gününüzü buna göre planlamalısınız. Binlerce kişinin öldüğü bu Kamp, kuşkusuz herkesi duygusal açıdan çok etkileyen bir yer. Tarihe merakınız varsa görmenizi tavsiye ederim
En çok merak edilen hususlardan biri olan Berlin’deki eğlenceli gece hayatından da bahsedeceğim 🙂
Berlin’in meşhur gece hayatı; turistlerin kolay keşfedemeyeceği çok sayıda gizli gece clubları bulunuyor. Berlin gece hayatı bahsedildiği kadar çılgın. Hiç beklemediğiniz yerlerden çıkacak alakasız yerlerdeki gizli bar ve clubları keşfedebilirseniz, sizi gerçekten bambaşka bir dünya bekliyor. Berlin gece hayatı tüm Avrupa’da en büyük ve ileri eğlenceleri ile meşhur; hafta sonları iki gün süren gece eğlenceleri var. Almanlar genelde clublara gitmeden önce mekanlarda kokteyl içmeyi tercih ediyorlar. Clublara giriş ücretleri genelde 5-10 Euro arasında değişiyor. En eğlenceli ve renkli gece hayatı Mitte (Hackescher Markt ve Alexanderplatz), Friedrichshain-Kreuzberg (Schlesisches Tor) ve Prenzlauer Berg (Eberswalder Strasse) bölgelerinde oluyor. Ama Charlottenburg ve Potsdamer Platz’da da ünlü gece mekanları bulunuyor. Berlin gece hayatı en çok elektronik, tekno, progresif DJ müzikleri ve canlı müzik yapılan eğlence yerleri ile tanınıyor.
Değişik bir yere gitmek isteyenlere Spree Nehri kıyısında Schiffbauerdamm Caddesi üzerinde “Die Berliner Republik” isimli mekanı önerebilirim. Alman mutfağının bir çok çeşidini ve biralarını bulabileceğiniz oldukça büyük bar da eğlenceli bira borsası ekranları ile cana yakın ve güzel bir atmosfer yaratılmış. Fiyatlar biranın o anda ne kadar popüler olduğuna bağlı olarak artıp azalıyor.
“Berghain”: Berlin’in en ünlü tekno müzik çalan mekanı. Üst katında Panorama Bar bulunuyor. Ostbahnhof tren istasyonuna yakın olan Club, dünyanın en ünlü ve en çılgın mekanlarından olup gece üçten sonra gidiliyor ve içeri girmek oldukça zor. Çok sayıda gay müşterinin de gittiği mekanda gizliliği ve rahatlığı sağlamak adına fotoğraf makinesi sokmak yasak.
“Green Margo”: U2 metrosunun Bülowstr istasyonu yakınında bulunan bar, Avrupa’nın en büyük karaoke barı olarak biliniyor.
“Die Legende von Paula und Ben”: Gneisenaustrasse 58 numarada bulunan bara U7 metrosunun Südstern durağında inerek ulaşabilirsiniz. Burada çeşitli kokteyller, purolar, şaraplar ve tapaslar var.
“Week-end Club”: Alexanderplatz 5 numarada bulunan gece kulübü 12. kattan çok güzel gece manzaraları sunuyor. Electro, techno ve house müzik çalınan mekan sabaha kadar açık. Ayrıca aynı binanın 15. katında after teras bar bulunuyor.
“Watergate Club”: Falckensteinstrasse 49 numarada bulunan ve Spree Nehri manzarasına sahip iki katlı elektronik müzik çalınan mekan; Çarşamba, Cuma ve Cumartesi geceleri açık.
“KitKat Club”: Köpenicker Strasse 76 numarada bulunan cinsel özgürlük konusunda ün yapmış, techno, electro, trance tarzında müzik çalınan çılgın bir mekan.
“Crack Bellmer Club”: Friedrichshain semtindeki RAW Gelande’de bulunan electro/techno/house tarzında müzik olan oldukça canlı ve hareketli bir mekan.
Gideceğiniz döneme rastlayan festivaller olup olmadığını kontrol edip, eğer varsa festivallere de katılmanızı öneririm. Katılmak isteyebileceğiniz bazı festivallerden aşağıda bahsedeceğim.
Berlinale(Berlin Film Festivali): Kentin en büyük kültürel etkinliği ve dünyanın en önemli sinema organizasyonlarından birinde yaklaşık 400 film gösteriliyor, partiler ve etkinlikler yapılıyor. Diğer ünlü film festivali Cannes’dan farklı olarak Berlin Film Festivali kapsamındaki tüm gösterimler halka açık. Yarışmaya katılmayan Berlinale Panorama ve International Forum of Young Film gösterimleri için biletler pahalı değil. Bildiğiniz gibi Berlin Film Festivali’nde verilen en büyük ödül olan Altın Ayı ödülünü bazı Türk filmleri de almıştır.
Biermeile(Berlin Uluslararası Bira Festivali): Ağustosun ilk hafta sonu Almanya’nın milli içkisi olan bira ile bira geleneğinin kutlandığı üç günlük bir eğlence Friedrichshain bölgesindeki Karl-Marx-Allee Caddesi’nde düzenleniyor. Festival’de her yıl yaklaşık 87 ülkeden 340 bira üreticisi 2.400 çeşit bira sunuyor.
Karneval der Kulturen(Kültürler Karnavalı): Paskalya’dan sonraki yedinci Pazar günü düzenlenen Karnaval’da, şehrin çeşitli etnik unsurlarının geleneksel müzik, giysi ve danslarını sergileniyor.
Buraya özgü birkaç yiyecekten de bahsetmek istiyorum;
Currywurst: Her yerde satılan, Berlin’e özgü kabul edilen bir yiyecek; bildiğimiz baharatlı sosis.
Berliner: Starbucks’ta duymuşuzdur, buraya özgü bir pasta çeşidi. Tatlı bir hamur üzerine ya da içine reçel, çikolata hangisinden istiyorsanız koyuyorlar. Fakat yerel halk Berliner’e “Pfannkuchen” diyor.
Alman Birası: Biralarıyla ünlü Almanya’nın göbeğinde çeşit çeşit bira var. Berlin’e özgü olanın adı;“Berliner Weiße”.
Berlin’i gezmek, hem tarihi yönünü hemde modern yönünü keşfedebilmek ve şehrin sokaklarında kaybolabilmek için dört gün kaldım. Bu gezimde oldukça merkezi konumda olan; Müzeler Adası’na yürüyerek sadece 5 dakika, Berlin’in ünlü Unter den Linden Bulvarı’na ise 300 metre uzaklıktaki 4 yıldızlı bir otel olan Arcotel John F Berlin’de konakladım. Sırf merkezi konumu ve uygun fiyatından dolayı tercih ettiğim otelin bu kadar güzel olması beni oldukça şaşırttı ve çok memnun kaldım. Çalışanlar güler yüzlü ve ilgililerdi. Dilerseniz sizde linkteki internet sitesinden oteli inceleyebilirsiniz: http://www.arcotelhotels.com/
Yapmadan Dönme: Bu şehre gelmişken Currywust tadabilirsiniz. TV Kulesi’nden Berlin manzarasını seyretmelisiniz. Tarihe ilginiz varsa oldukça etkileyici East Side Gallery ve Holocoust Mahnmal’a gitmenizi öneririm. Gittiğiniz tarihte Brandenburger Tor önünde etkinlik olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Gezmekten yorulunca mutlaka Tiergarten’e gidip çimlere yayılmalısınız:). Müzeler Adası yakınındaki güzel ve etkileyici, bir o kadar da turistik ve ünlü Berliner Dom’u mutlaka görmelisiniz. Gendermarkt Meydanı’na gidip oradaki sevimli mekanlardan birinde bir şeyler içmenizi tavsiye ederim. Ayrıca Berlin’i görmek için iyi bir fırsat olarak güzel bir kanal turu da yapabilirsiniz.