Amsterdam

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’a hem tur aracılığı ile hem de kendi imkanlarımla gittim. Her gidişimden ayrı keyif aldığım Amsterdam’a dair seyahat notlarımı bu yazımda sizlerle paylaşacağım. Amsterdam Schiphol Havalimanı‘na indikten sonra tren kullanarak merkeze ulaşmak çok kolay. Havalimanı’nın altında bulunan tren istasyonundan  Amsterdam Merkez İstasyonu(Station Amsterdam Centraal), Ticaret Merkezi(Amsterdam Zuid) ve Konferans Merkezi(Amsterdam RAI )’ya yaklaşık yarım saatte ulaşabilirsiniz. Tren biletini istasyondaki gişelerden ya da otomatlardan alabilirsiniz.

Tren İstasyonu(Station Amsterdam Centraal): Üç yapay ada üzerinde bulunan İstasyon Binası’ndan Amsterdam’ın en hareketli caddelerinden biri olan Damrak Caddesi boyunca ilerlerseniz Dam Meydanı’na ulaşabilirsiniz. Damrak Caddesi üzerinde yürürken önünde uzun bir kuyruk olan bir büfe göreceksiniz; adı “Manneken Pis”. Burası kağıttan külahta patates kızartması satıyor. Üç farklı boyda külahtan ve soslardan dilediğinizi seçebiliyorsunuz.

Station Amsterdam Centraal

Amsterdam’ı gezmek için bir alternatif olarak;
Amsterdam Centraal İstasyonu’nun hemen yakınındaki iskeleden kalkan tekne turlarına da katılabilirsiniz. Şehri bir de Amsterdam’ın oluşumu ve ismini almasında rol oynayan Amstel Nehri üzerinden seyretmek isterseniz, bot turu yapmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Şehri farklı bir açıdan görme fırsatı yakalayabileceğiniz bu turları düzenleyen birçok firma bulunuyor. Bunların en popüler olanları; ”Holland International” ve “Blue Boat Company”. Tekne turu fiyatları 13-20 Euro arasında değişiyor. Bileti oradan alacaksanız pazarlık yapmanızı öneririm. İnternetten alırsanız daha uygun fiyatlı bilet alabilirsiniz. “I Amsterdam Card” alırsanız, bu kart bot turunu da içeriyor. Fiyatı alacağınız gün sayısına göre değişen “I Amstardam Card”; toplu taşıma, yaklaşık 20 müzeye ücretsiz veya indirimli giriş, ücretsiz kanal turu, yaklaşık 30 mekanda özel indirim sağlıyor. Kalacağınız gün sayısı ve tercih edeceğiniz aktivitelere göre bu kartı almakta sizin için avantajlı olabilir.

Şehir haritasında da göreceğiniz üzere kanallarla çevrili bu şehri hem gece hemde gündüz tekneyle dolaşmak büyük keyif oldu. Ancak bir sefer binecekseniz gündüz binmenizi tavsiye ederim. Böylece harika fotoğraflar çekebilirsiniz :).

Amsterdam Kanalları
Amsterdam Kanalları

Amsterdam Kanalları: Amsterdam denilince akla ilk gelenlerden biri, şehrin dünyaca ünlü kanallarıdır. Toplamda 165 tane kanal bulunan şehrin altı ana kanalı; Singel, Herengracht, Keizergracht, Prisengracht, Ljnbaangracht ve Singelgracht’tır. Merkezinde Central Station bulunur. Kanallarla çevrili olup Venedik’i andırdığı için bu şehre “Kuzey’in Venedik’i” de denmektedir.

Amsterdam Kanalları
Amsterdam Kanalları

 

 

 

 

 

 

 

Dam Meydanı

 

Dam Meydanı: Büyük tarihi şehir meydanında; Ulusal Anıt, De Bijenkorf, Kraliyet Sarayı, Yeni Kilise ve Madame Tussauds Müzesi bulunuyor. Ayrıca Meydan, şehrin en merkezi ve hareketli caddelerinden olan Damrak ve Rokin caddelerini birbirine bağlıyor. Uzun bir alışveriş caddesi olan Kalverstraat’ın bir ucu da Meydan’a uzanıyor.

Acıktıysanız Dam Meydanı üzerinde yer alan menüsü oldukça geniş olan Majestic’te bir şeyler yiyebilir veya içebilirsiniz.

Hollanda’ya özgü bir yiyecek denemek isteyenlere önerim: Haring. Ringa adıyla da bilinen omega değeri yüksek bu balık çiğ olarak tüketiliyor.

Kahvaltı için Dam Meydanı’na yakın, Raadhuisstraat üzerinde konumlanan Sara’s Pancake House’u önerebilirim. Pancake, krep ve tostlarını denedim ve beğendim.

Ulusal Anıt(National Monument): İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenler anısına dikilmiş anıttır.

De Bijenkorf: Dam Meydanı’nda bulunan ve içinde lüks mağazaları barındıran bir alışveriş merkezi.

Kraliyet Sarayı (Koninklijk Paleis): Amsterdam’ın en çarpıcı yapılarından biri olan Saray, Dam Meydanı’nda bulunuyor. Girişi ücretli olan bu Saray, günümüzde resmi törenlerde kullanılıyor.

Yeni Kilise(Nieuwe Kerk): Saray’ın yanında bulunan tarihi ve heybetli yapı.

Kraliyet Sarayı’nın arka tarafında büyük ve güzel bir yapı göreceksiniz. Amsterdam’ın eski Ana Postane Binası(Main Post Office) olan bu tarihi yapı günümüzde Magna Plaza isimli alışveriş merkezi olarak kullanılıyor. Alışveriş yapmak istiyorsanız içinde bir çok markanın bulunduğu Magna Plaza AVM’yi gezebilirsiniz.

Madame Tussauds Müzesi
Madame Tussauds Müzesi’nden

Madame Tussauds Müzesi: Bir çok yerde şubesi bulunan Dünyaca ünlü balmumu müzesinin bir şubesi de Amsterdam’da bulunuyor. Dam Meydanı’ndaki bu Müze’de kraliyet ailesinden, ünlü sanatçı, oyuncu ve sporculara pek çok kişinin neredeyse gerçeği gibi görünen balmumu heykellerini görme ve fotoğraf çekme fırsatınız oluyor. Daha önce herhangi bir Madame Tussauds’a gitmediyseniz girişi ücretli olan bu müzeye gitmenizi öneririm.

Ayrıca bu Müze’de siyah-beyaz ve sessiz filmlerin kahramanı Charlie Chaplin ile ilgili bir oda yapmışlar ve o odada Charlie Chaplin ile aynı videoda olma imkanınız oluyor. Video kaydediliyor ve isterseniz mailinize gönderiliyor.

Charlie Chaplin
Charlie Chaplin

Charlie Chaplin hayranı olarak benim için çok eğlenceli ve hoş bir anı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim :).

Müze Meydanı

Müze Meydanı(Museumplein): Amsterdam-Zuid bölgesinde bulunan Meydan’ın adı çevresinde bulunan müzelerden gelmektedir. Bu müzeler; Rijks Müzesi, Van Gogh Müzesi ve Stedelijk Müzesi’dir. Bunların yanı sıra Meydan yakınlarında Elmas Müzesi ve şehrin en büyük ve önemli konser salonlarından olan biri olan Concertgebouw bulunmaktadır. Festival, konser gibi organizasyonların düzenlendiği bu büyük  ve kalabalık Meydan’da küçük bir büfe/cafe de bulunuyor. Gezerken acıktıysanız burada bir şeyler atıştırabilirsiniz.

 

 

“I amsterdam” Yazısı

Neredeyse tüm magnet ve hediyelik tişörtlerde görebileceğiniz, şehrin simgelerinden olan ünlü “I Amsterdam” yazısı da bu Meydan’da bulunuyor.

Museumplein-Rijksmuseum

 

 

 

Rijks Müzesi(Rijksmuseum Amsterdam): Hollanda Ulusal Müzesi’dir. Amsterdam’ın en ünlü ve önemli müzesi olarak biliniyor.

 

 

 

Van Gogh Müzesi

Van Gogh Müzesi: Dünyanın en kapsamlı Van Gogh koleksiyonunun bulunduğu Müze’dir. Vincent van Gogh’un kardeşi Theo tarafından düzenlenen bu koleksiyonda; bir çok yerde hatta takvimlerde bile gördüğünüz en bilinen Van Gogh eserlerinin gerçeğini kendi gözümüzle görmek, çok güzel bir deneyim ve büyük bir keyif oldu. Eğer sanatçıya ve resimlerine ilginiz varsa bu müzeye mutlaka gitmenizi tavsiye ederim.

 

 

Stedlijk Müzesi: 19. yüzyıldan günümüze dek olan modern sanat eserleri sergileniyor.

Diamond Museum

Elmas Müzesi(Diamond Museum, Coster Diamonds): Aynı zamanda Hollanda’nın en eski elmas parlatma fabrikalarından birisi olmasının yanı sıra, içinde bir çok göz alıcı elmasın bulunduğu bu Müze’de gelen gruplara güvenlik açısından odaya giriş çıkışları yasaklayıp envai çeşit elmas tanıtımı yapılıyor ve ziyaretçilerin incelemesine izin veriliyor.

Elmas Müzesi

Vondelpark: Hem Hollanda’nın en ünlü parkı hem de Amsterdam’daki en büyük ve güzel parklardan
olan Vondelpark, şehrin içinde harika bir ağaçlık alan. Adını 17. yüzyıl oyun yazarı ve şair Joost van den Vondel’den almış. Amsterdam’a gittiyseniz keyif yapmak, dinlenmek veya arkadaşlarınızla bir şeyler içmek için bu Park’a uğramalısınız. Rijksmuseum’nun yakınında yer alan Vondelpark’ın içinde ‘t Blauwe Theehuis isimli bir cafe de bulunuyor.

Vondelpark

 

Vondelpark Açık Hava Tiyatrosu(Vondelpark Openlucht Theater): Yaz aylarında gittiyseniz Vondelpark’ın “Eeghenstraat” girişinin yakınındaki bu Açık Hava Tiyatrosu’na uğramanızı tavsiye ederim. Giriş ücretsiz olmasına rağmen çok popüler olan etkinliklerde sıra beklememek için internet sitesi üzerinden online rezervasyon yapmak isterseniz; web sitesi: http://www.openluchttheater.nl

 

 

Heineken Experience

Heineken Experience: Amsterdam’da gezilecek yerler arasında oldukça eğlenceli vakit geçirilen, meşhur bir yer. 16, 24 veya 25 numaralı tramvayları kullanarak “Stadhouderskade” durağında indiğinizde büyük binayı göreceksiniz. Burası bir çeşit interaktif Müze. Burada gezi esnasında Hollanda’nın ünlü bira markası Heineken’in kuruluşu, kendilerine özgü birayı nasıl yaptıkları anlatılıyor.

Heineken Experience

Bunun yanı sıra çeşitli sunumlar ve yarışmalar yapılıyor. Bu Müze’de gezi esnasında şahsen ben çok eğlendim. Bira ile ilgili bilgiler verilirken arada sorular soruluyor, anlatılanları iyi dinlemenizi öneririm. Soruları doğru cevaplayanlara ve en çok bilene ödüller oluyor; bir bardak bira veya
mağazada indirim kuponu gibi :). Giriş ücretli. Bilet fiyatları aldığınız yere göre değişiklik gösterebiliyor. Mesela bileti online olarak alırsanız 15 Euro’ya, kapıda alırsanız 17 Euro’ya alıyorsunuz. Giriş ücretine yaklaşık iki saatlik gezi esnasında içeride içeceğiniz iki bira ve Heineken gift shop’ta kullanabileceğiniz indirim kuponu da dahil.

Fakat Gift Shop Heineken Binası’nın içinde değil, yakınında yer alıyor. Gift Shop’a Heineken Experience önünden kalkan Canal Shuttlelarla ulaşabiliyorsunuz. Sizde bira seviyorsanız buraya gitmeli ve biranın yapımına dair bilgiler edinip, sunumlarla bu eğlenceli deneyimi yaşamalısınız.

Çiçek Pazarı
Flower Market

Çiçek Pazarı(Bloemenmarkt): Hollanda laleleri dünya çapında bilinir ve Hollanda laleleri ile meşhurdur. Bu Pazar’da da çeşit çeşit lale soğanlarının yanında nergisler, sardunyalar ve daha bir çok rengarenk mevsim çiçekleri bulunuyor. Şehrin en ünlü yerlerinden biri olan, rengarenk çiçeklerle dolu Çiçek Pazarı, Koningsplein ve Muntplein arasındaki Singel Kanalı’nda yer almaktadır.

Bloemenmarkt

İşkence Müzesi(Torture Museum): Birçok işkence aletinin sergilendiği bu Müze, Çiçek Pazarı’nın orada bulunuyor.

Waterloo Meydanı(Waterlooplein): Amsterdam’ın ünlü meydanlarından biri. Burada savaş yıllarından sonra kurulmaya başlanan ve halen var olan ikinci el eşya pazarı var. Waterlooplein’in karşı kıyısında ise Amstel Nehri kıyısında “Ice Bar” bulunuyor.

Xtracold Ice Bar: Daha önceden herhangi bir yerde Ice Bar’a gitme tecrübeniz olmadıysa ve farklı bir şey yapmak istiyorsanız gitmenizi öneririm. İçerisi çok soğuk olduğu için girişte bulunan vestiyerde termal mont ve eldiven veriyorlar. Ardından her şeyin buzdan yapıldığı küçük kısma alıyorlar. İçecekler buz bardaklarda servis ediliyor.

Ice Bar

Küçük bir yerde olsa her şeyin buzdan olması buzdan hayvanlar, bardaklar vs. bence farklı ve keyifli bir deneyim oldu :). Normal bar kısmı da güzel, çıktıktan sonra orada da bir şeyler içebilirsiniz. Giriş ücretli, içeride içeceğiniz üç içki giriş bedeline dahil. Biletinizi bir çok tur firmasından alabileceğiniz gibi aşağıdaki linkteki mekanın kendi sitesinden de rezervasyon yapabilir, bilet alabilirsiniz.

http://www.xtracold.com/

Ayrıca şehir haritalarının da neredeyse hepsinde “Ice Bar” için indirim kuponları bulunuyor. Harita aldıysanız bu kuponu kullanmayı unutmayın :).

Rembrandt Meydanı(Rembrandtplein): Hollandalı ünlü ressamın adını taşıyan Meydan, Amsterdam’ın en ünlü ve hareketli meydanlarından biri. Buraya 4, 9 veya 14 numaralı tramvay hatlarını kullanarak ulaşabilirsiniz. Önceden tereyağı pazarı burada kurulduğu için “Botermarkt” adı ile bilinen Meydan, Rembrandt’ın heykelinin yerleştirilmesi ile isim değiştirmiş. Rembrandt heykelinin önünde bulunan heykeller ise sanatçının ünlü eseri “Night Watch”un bir canlandırmasıdır. Bu hareketli Meydan’ın çevresinde bir çok cafe ve bar bulunuyor. Akşamüstü hareketlenmeye başlayan ve popüler olan cafe-barlardan bazıları; Schiller, De Kroon, Smokey, Cafe Vivelavie ve Vapiano’dur. Irısh pub sevenlere ise Rembrandtplein’de büyük ve güzel bir mekan olan St. James’ Gate’i önerebilirim.

Kırmızı Fener Sokağı(Red Light District): Amsterdam’ın coffee  shoplarıyla ünlü bölgesidir. Buranın tarihi oldukça ilginç ve ismi de tarihinde sembol haline gelmiş kırmızı fenerlerden alıyor. 14. yüzyılda günlerce, belki aylarca denizde olup adeta kadın arayışı içinde şehre gelen denizciler şehirde yaşayan halkında malumuymuş. Para kazanmak isteyen kadınlar, pencerelerine kırmızı fenerler koymaya başlamışlar. Kırmızı fenerin, para karşılığı ilişkiye girebilirim gibi bir anlamı varmış.Bu yönde talebi olan denizciler camında kırmızı fener olan evin kapısını çalarmış. Günümüzde burada vitrinlerde vücutlarını sergileyen kadınlar bulunmaktadır. Söylenene göre oralarda çalışan tüm kadınlar kendi istekleri ile çalışıyorlarmış ve ayrıca sigortalılarmış. Bilginiz olsun; bu bölgede fotoğraf çekmek yasak.

Anne Frank’ın Evi: Pek çok kitaba ve filme konu olan Anne Frank ve ailesinin İkinci Dünya Savaşı’nda iki yıl boyunca Naziler’den saklandığı Müze’ye dönüştürülmüş evi.

Eski Kilise(Oude Kerk): Red Light civarında bulunan heybetli gotik yapı; Amsterdam’ın en eski ve en büyük kilisesidir. Kilise’nin orgu oymaları ve görünüşü sebebiyle çok meşhur.

Amsterdam Arena: Bu kısmı futbola ilgisi olanlar için yazıyorum diyebilirim :). Gezilerimden birini yaptığım tarihe denk gelen bir Ajax maçına da gittim.

Amsterdam Arena

Amsterdam Arena UEFA koşullarına göre beş yıldızlı bir stad olmasının yanısıra, Hollanda’nın en büyük stadıdır. Açılır kapanır çatıya sahip bu büyük Stad çok güzel, biranız eşliğinde çok keyifli maç seyredebiliyorsunuz. Metro kullanarak “Strandvliet” veya “Arena” metro duraklarında inerek ulaşım sağlanıyor. Özellikle de Ajax tribününde maç izlerken Ajax’ın Gröningen’i yenmesi ile tezahürat ve coşkulu marşlarla geçen maç ayrı bir keyif oldu diyebilirim. İsterseniz maça gitmeseniz de Stadı ve Ajax Müzesi’ni gezebilirsiniz. Maç günleri haricindeki günlerde “Ajax Tours” adı verilen Stadyum ve Müze turları düzenleniyor. Bu tur yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Tur saatleri sezona göre değişiyor. Tur ücretleri ise Müze ve Stadyum turu 10,50 Euro, sadece Müze girişi 3,5 Euro.

Ajax Müzesi: Burada Ajax’ın tarihi hakkında bilgi edinebilir, kazanılan önemli kupaları ve yaşanılan önemli tarihsel olaylarla ilgili sergiyi inceleyebilirsiniz.

Gezerken öğle veya akşam yemeklerinizi hızlı ve doyurucu bir şekilde geçiştirmek istiyorsanız size önerim: New York Pizza. Amsterdam’da birçok bölge de şubesi var.

Ayrıca Hollanda’nın peyniri meşhur olduğundan, çeşit çeşit peynirlerden tatmalı ve almalısınız. Bir çok yerde yol üzerinde özel peynir dükkanları ve aşağıdaki fotoğrafta ki gibi tanıtım süsleri görmeniz mümkün oluyor.

Klompenler

Yandaki fotoğrafta gördüğünüz gibi burada evlerin kapıları klompenlerin içine rengarenk harika çiçekler yerleştirip asılarak süsleniyor. Bu arada klompen”; Hollanda’ya  özgü geleneksel bir çeşit tahta ayakkabı. Bütün hediyelik eşya mağazalarında görebileceğiniz çeşitli ebatlardaki klompenlerden süs veya hediyelik olarak alabilirsiniz.

 

Bu gezimde şehir merkezinde bulunan Hotel Pax’da konakladım. Küçük bir balkonu da bulunan odam, küçük olmasına karşın temiz ve güzeldi. Red Light Bölgesinde konumlanan ve Anne Frank Evi’ne yakın olan oteli tercih sebebim, oldukça merkezi olmasıydı. Ancak dilerseniz siz http://www.booking.com aracılığı ile şehir merkezinde uygun fiyatlı başka bir otel bulabilirsiniz. Benim konakladığım oteli incelemek isterseniz Türkçe dil seçeneği de bulunan web sitesi: http://hotel-pax.hoteleamsterdam.net/tr/

Yapmadan Dönme: Amsterdam’a gittiyseniz keyif yapmak, dinlenmek veya arkadaşlarınızla bir şeyler içmek için Vondelpark’a mutlaka uğramalısınız. Müze Meydanı’nda bulunan “I Amsterdam” yazısı ile klasik bir Amsterdam fotoğrafı çekmelisiniz :). Ünlü Çiçek Pazarı’nda rengarenk çiçekler içinde bir tur atmanızı ve ilginiz varsa buradan lale soğanı almanızı öneririm. Amsterdam Kanallarında tekne turu yapmalı ve Amsterdam’ı bir de kanallarından gezmelisiniz. Başka bir yerde Madame Tussauds Müzesi’ni gezme şansı olmayanlar için müzeyi gezmek, ünlülerin balmumu heykelleri ile fotoğraflar çekmek eğlenceli bir seçenek olabilir. Tren İstasyonu’ndan Dam Meydanı’na doğru yürürken yolda külahta patates alıp, yürüyüşünüze patatesinizi atıştırırken devam etmenizi öneririm. Özellikle bira sevenlere tavsiye: Heineken Experience’a gidin :).

Yorum bırakın