İSPANYA

Avrupa’nın güneybatısında, İber Yarımadası’nda konumlanan ve resmi adı İspanya Krallığı olan İspanya; İtalya’dan sonra dünyada en çok UNESCO tarafından koruma altına alınmış kültür mirasına sahip olan ülke olmasının yanı sıra güneyde ve doğuda Akdeniz’e, kuzeyde ise Atlantik Okyanusu’na kıyısı bulunmaktadır.

Türkiye ile arasında bir saatlik bir saat farkı bulunuyor(bir saat geri). Bu da demek oluyor ki dönüşte kaybedecek olsak da İspanya’ya indiğimizde gezmek için bir saat daha kazanmış olacağız :). Resmi dili İspanyolca’dır ve İspanyolca dünyada yaygın olarak konuşulan ikinci dil olma özelliğine sahiptir. Ancak ülkede dört farklı dil konuşuluyor. Bunlar; İspanya’nın en zengin ve sanayi bölgesi olan Kuzey Bask bölgesinde konuşulan Baskça, Katalunya’da Katalanca, Galicia bölgesinde Gayyego ve Endülüs bölgesinde Arapça ve çingene dili karşımı Endülüs şivesidir. İspanyolların çoğu İngilizce bilmiyor, bilen ise konuşmaya utanıyor ve ortaya biri İngilizce diğeri İspanyolca konuşan ve aslında işaret diliyle anlaşan insanların olduğu komik bir tablo çıkıyor. Bu sebeple geziniz esnasında hem insanlarla anlaşmada hemde yemek siparişlerinizde yardımcı olması adına bazı İspanyolca kelimeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

*Hola: Merhaba   *Agua: Su    Si: Evet    *Caliente: Sıcak    *Pan: Ekmek   *Por favor: Lütfen

*Muy bien: Çok iyi   * Muchas gracias: Çok teşekkürler   *Adiós: Hoşça kal   *Buenos días: Günaydın

*Buenas noches: İyi geceler    *Frito: Kızarmış   *Lubina: Levrek

*Pescaditos fritos: Kızarmış minik balıklar   *Rodaballo: Kalkan balığı

*Gambas Al Ajillo: Zeytinyağında sarımsaklı güveç

*Ensalada verde: Yeşil salata   *Pulpo ala gallega: Haşlanmış ahtapot

*Çuletas de cordero: Kuzu pirzola

*Pimientos del padron: Sızma zeytin yağı ve deniz tuzu ile kavrulmuş kırmızı yeşil biberler

*Patatas Bravas: Önce haşlanıp sonra kızartılmış ve sarımsaklı mayonezli sosla servis edilen küp küp doğranmış patates

*Robo de Toro:boğa kuyruğu yahnisi (denemek isteyenler için İspanya’da meşhur bir yemek)

Yemeklerde özellikle çok taze ve lezzetli olan deniz ürünleri öneririm. Deniz mahsüllerini yemeyi seven biriyseniz, pek çok deniz mahsülünün karşımı olan Paella yemeğini tadabilirsiniz.

Paella: Sebzeli (vegetariana), deniz ürünlü(de mariscos), siyah mürekkep balıklı gibi birçok çeşidi bulunan safranlı pilav.

İspanya’da en meşhur yemek yada yemek yerine veya öncesinde aperatif şeklinde de tercih edebileceğiniz “tapas”lar var. Bazı barlarda içeceğinizin yanında bu tapaslar ücretsiz olarak sunuluyor. Gezdikçe göreceksiniz, her bölgenin veya restoranın tapas anlayşı farklıdır. Her şey tapas olabilir. Mesela zeytinde bir tapas. Yeri gelmişken ilginç bir bilgi vereyim; Dünya’da en çok zeytin ağacının İspanya’da olmasının yanı sıra zeytin çok yenmiyor, zeytin yağı yapılıyor.

Avrupa’da üzüm bağlarının en çok olduğu ülkelerden biri olduğu için burada şarap çok ucuzdur. Dünyaca ünlü ve ödüllü şarapları bulunmaktadır. Ayrıca neredeyse her restoranın kendi mahzeni var ve o restoranda  içebileceğiniz en uygun fiyatlı şaraplar mahzendeki şaraplar oluyor (vino tinto de la kasa). İspanya’ya özgü içki ise şarap ile yapılan, aperatif olarak veya yemeklerle tüketilen az alkollü bir çeşit punch; Sangria.

Her yerde narenciye ağaçları bulunan bu ülkede, mutlaka taze sıkılmış lezzetli portakal suyu (jugo de naranja) içmelisiniz. Meyveleri çok taze ve güzel. Özellikle doğal ananas (pinya natural) yemelisiniz.

Sayılar konusunda ise Ricky Martin’in meşhur “Maria” isimli şarkısı(Un, dos, tres..) yardımcı olacaktır :).

Para birimi olarak Euro kullanılıyor. Bu yüzden gitmeden önce döviz kurlarını takip etmenizi öneririm. Yaz mevsiminin gerçekten çok sıcak geçtiği bu ülkeye yazın gidecekseniz hava durumunu kontrol edip, aşırı sıcaklardan etkilenmemek adına gezi saatleri ve yerlerinizi ona göre belirlemenizi tavsiye ederim. Zira sıcaklık özellikle yaz aylarında 55 derecelere kadar çıkıyor. Sıcak havayı çok sevmeyenler ve dayanamayanlar için en güzel mevsim; yaz bitimi sonbahar başlangıcı olacaktır. Bu mevsimde de denize girilebiliyor ve hava sıcak oluyor. Ayrıca İspanya’da çok sayıda plaj bulunmaktadır ve özellikle bazı bölgelerde yılın 300 günü güneşli geçer.

İspanyollar’da Akdeniz insanının sıcaklı ve samimi tavırları var. Ancak güler yüzlü olmalarının yanında birazda rahat insanlar. Mesela turistlerin geleceğini bilseler ve en aktif saatler olsa bile siestadan taviz vermiyorlar veya bir restoranda sipariş verdiğinizde tam yemekten umudunuzu kestiğiniz anda siparişiniz gelebiliyor :). Bilmeniz gereken önemli bir nokta ise burada yaşayan herkes yılın 12 ayı her gün 14.00-17.00 arası üç saat siesta (öğle aralarında verilen küçük aralarda uyumak) yapıyor. Dükkanlar kapatılıyor herkes evine gidip uyuyor veya evi uzaksa yakın bir yerlerde bir şeyler içip dinleniyor. Bu saatler arasında gezip alışveriş yapmak isterseniz açık mağaza bulmanız zor olacaktır.

Cebeli Tarık bağlantısının da etkisiyle ekonominin en önemli kaynağını turizm oluşturuyor. Bildiğiniz üzere İspanya’nın birçok şehrinin futbol takımları meşhurdur. Tüm Avrupa ülkeleri gibi ulaşım çok gelişmiştir. Şehirler arası hızlı tren ağı çok gelişmiştir.

Sanat ve tarih sevenler için; Roma kalıntıları, saraylar, Gaudi’nin eserleri gibi pek çok tarihi eser ve sanat eseri bulunuyor. Dünyaca ünlü müzeleri bulunmaktadır. Flamenko dansının ana vatanıdır.

Pek çok bilinen marka İspanyol markasıdır. Mesela; Pull and Bear, Bershka, Zara, Oysho’nun sahibi tek kişi ve hepsi İspanyol markasıdır. Bu sebeple alışveriş için önemli yerlerdendir.

Boğa güreşleri ile de meşhur İspanya’da ilk arena 1786 yılında Endülüs bölgesinde yapılmıştır. Öncesinde boğa güreşleri büyük meydanlarda yapılıyormuş. Meydanın yakınında evi bulunanlar boğa güreşini seyretmek isteyenlere  balkonlarını kiralıyorlarmış.

Güç gösterisi tarih boyunca hep önemli bir yerde olmuştur; İtalya’da Gladyatörlerin hayvanlarla boğuşması gibi. Boğa güreşinin tarihteki ilk örnekleri ise Ramses’e dayanıyor. Ramses, hangi oğlunun güçlü olduğunu görmek için boğa ile oğullarını güreştiriyor. Ayrıca Hristiyanlıktan önce boğa sahibi olmak güç sembolü olup, halk arasında prestij kaynağıymış. Boğa güreşi “ölümle savaşmak” anlamına gelmektedir. “Matador” kelimesi -öldüren kişi- anlamına geldiği için bu tabiri kullanmayı sevmiyorlar bunun yerine “Torero” yani -ölümle savaşan kişi- olarak adlandırmayı seviyorlar. Hemen hemen her şehirde boğa güreşi arenası bulunuyor. Dilerseniz yaz aylarında hafta sonları bu gösterileri izleyebilirsiniz.

Dünyaca ünlü festivalleri bulunmaktadır. Bazıları;

Running of the Bulls: Her yıl Pamplona şehrinde düzenlenen, insanlar kaçarken boğaların onları kovaladığı festival.

Las Fallas: Her yıl Valencia şehrinde düzenlenen ahşaptan yapılan büyük falla’ların yakıldığı festival. Eskiden marangozların kullandıkları işe yaramaz aletleri yakmaya başlamasıyla zamanla festivale dönüşmüş.

La Tomatina: Domates savaşı festivali.

On yedi özerk bölgeye bölünmüş elli şehirden oluşan bu ülkeye, hem yedi gece sekiz günlük bir tur hem de kendi imkanlarımla gittim. Tur ile gittiğimde tanıdığım, turumuzu keyifli hale getiren rehberimiz Aslı İbraguş’a ayrıca teşekkürler. Bu güzel ülkenin başkent Madrid dahil bazı şehirlerine dair seyahat notlarımı sizlerle paylaşacağım. Hem rotamı hemde ülkeyi gözünüzde canlandırmanız adına aşağıya İspanya haritası ekliyorum.

Yorum bırakın